termik santraller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
termik santraller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2024 Çarşamba

MUSKİ yurttaşların DSİ'ye açtığı davaya müdahil oldu

 


Muğla Su İnisiyatifi'nin öncülüğünde yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin Devlet Su İşleri'ne Yatağan ve Yeniköy termik santrallerine yapılan su tahsislerinin iptal edilmesi için açtıkları davada  Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Mahkemeye yurttaşların yanında davaya katılma dilekçesi verdi.

Yurttaşların açtığı davada, özellikle Bodrum bölgesinde yaşanan susuzluk sorununun temel nedeni olarak Geyik Barajı'ndan Yeniköy termik santraline ve Dipsiz yeraltı sularının Yatağan termik santraline soğutma suyu olarak kullanılmak üzere tahsis edilmesi  gösterilmişti. Açılan davada DSİ'nin yaşam hakkı olan suyu termik santrallere tahsis etmesinin Su Tahsisleri Yönetmeliği'ne aykırı olduğu belirtilmişti. Dava dilekçesinde ayrıca; su tahsisi yapılan bu termik santraller haklarında 1996 yılında Aydın İdare Mahkemesi tarafından verilmiş kapatma kararı olduğu, bu kararın daha sonra Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da onaylanmış olduğu ifade edilerek faaliyetlerine yasadışı olarak devam ettikleri, yasadışı faaliyet gösteren bu tesislere su tahsis edilmesinin anayasal hukuk devleti normları ile bağdaşmadığı da belirtilmişti.

Muğla Su İnisiyatifi gönüllüleri yerel seçim sonrasında Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Aras'ı ziyaret ederek yurttaşların açtığı bu davaya Muğla BŞB'nin ve MUSKİ'nin de yurttaşların yanında yer alarak katılmasını talep etmişlerdi. Muğla Su İnisiyatifi'nin değerlendirilmek üzere dava dilekçesinin kopyasını gönderdiği MUSKİ Yönetimi,  Danıştay 10. Dairesi'nde görülen davaya 17 Eylül 2024 tarihinde dilekçe vererek müdahil oldu.

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Desalinasyon projeleri çözüm değildir, Çare adaletsiz su yönetimine son vermektir

Tüm dünyada iklim değişikliğinin etkisiyle hava sıcaklıkları artmakta ve kuraklık önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Muğla ilinde de özellikle Bodrum ilçemizde yaz aylarında susuzluk büyük boyutlara ulaşmaya başlamıştır. Son zamanlarda susuzluğa çözüm olarak deniz suyundan desalinasyon ile içme suyu elde edilmesine yönelik planlamalar yapıldığı açıklanmaktadır. Muğla Su İnisiyatifi olarak bu yaklaşımı doğru bulmuyor, ekolojik dengeyi bozan faaliyetler sonucu yaşadığımız bu sorunu yine ekolojik dengeyi bozacak, deniz kirliliğine, deniz canlılarının yok olmasına yol açacak bir yöntemle çözmeye çalışmanın daha fazla sorunlara yol açacağını düşünüyoruz.

Desalinasyon yöntemi dünyada özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail gibi suya erişim sorunu yaşayan, ekonomik düzeyi yüksek ülkelerde kullanılmaktadır. Ancak hem çok pahalı, hem çok enerji ihtiyacı doğuran, hem de deniz ekosistemine zararlı bir yöntemdir. Tuzdan arındırma çok fazla enerji gerektirir. Desalinasyon yönteminde; reverse ozmos (ters tuz basıncı) uygulanarak membran sistemi ile tuzlu suyun içindeki tuz alınmaktadır. Sistem maliyeti enerji maliyetine, membran teknolojisine bağlı kalmaya devam ettiği sürece, bu teknolojiler kendilerine en çok ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkeler için uygun yöntemler olamaz. Sonuç olarak halkın içme suyuna erişimi de daha pahalı olacaktır. 

Tuzdan arındırmanın enerji yoğunluğu yanında geride bıraktığı tuz yoğun akışkan da ayrı bir sorundur. Bu teknikle arındırılan su alınan suyun en fazla %60 ı kadardır, Denizden büyük miktarlarda su alarak ters ozmos ve ultra filtrasyon yöntemleri ile birlikte tuzsuzlaştırma işlemi hem denizden su alırken, hem de denize tuzla yoğunlaşmış konsantre akışkanı deşarj ederken deniz ekosistemindeki varlıklar için geri dönüşsüz zararlar verecektir. Deşarj edilecek olan tuz yoğun akışkan toksik etkisini hızla göstererek deniz yaşamında biyo-çeşitliliği olumsuz etkileyecek, balık popülasyonu hızla azalacak, deniz giderek kirlenecek, çölleşecek, çeşitli canlı türlerinin yaşaması daha da imkansızlaşacaktır. Sonuçları itibarı ile desalinasyon tesisleri, 1976 Barselona Sözleşmesi gibi Akdeniz’in korunması amaçlı birçok uluslararası sözleşmeye de aykırıdır. Desalinasyon projelerini iptal eden mahkeme kararları ve bilirkişi raporları da bu yöndedir. En son Datça ve Bozburun’da yapılması planlanan desalinasyon tesislerinin ÇED gerekli değildir kararı da bilirkişi raporlarına dayanılarak iptal edilmiştir. 

Yine son zamanlarda suyu daha az tuzlu olduğu için desalinasyonun daha az maliyetli olacağı söylenerek gündeme getirilen Ekinanbarı suyu için de aynı endişeleri taşıdığımızı bildirmek isteriz. Bu projenin Geyik Barajı’nın kamulaştırılmasından 4 kat daha fazla maliyetli olacağı MUSKİ tarafından da açıklanmıştır.

Su sıkıntısı yaşanan yerlerde, bu teknolojiyi uygulamayı düşünmeden önce atılması gereken birçok adım vardır: Öncelikle yaşam için vazgeçilmez olan suyun kirletilmesinin ve gereksiz sarfiyatının önüne geçilmesi şarttır. Denize atılan atık suyun yeniden kazanılması, suyun doğru ve ihtiyatlı kullanımı, su tüketimini teşvik eden yapılaşma faaliyetlerinin sonlandırılması, tarımda aşırı su kullanımının önlenmesi, şebekedeki kayıp ve kaçakların azaltılması, yağmur hasadı işlemlerinin planlı ve etkin uygulanması, bölgede her gün neredeyse bir milyon insanın ihtiyacı kadar su kullanan –Muğla’nın nüfusu bir milyon civarındadır- ancak enerji üretimine katkısı sadece %2 olan, ömrünü çoktan doldurmuş 40 yıllık termik santrallerin kapatılması gibi önlemlerin öncelikle hayata geçirilmesi gereklidir. Oysa ki Muğla’da tam tersi uygulamalar yapılmaktadır. Dalaman’daki Hilton Otel’in Golf Tesisi Projesi bunllardan biridir. Yüzlerce ağacın kesileceği proje sonucunda oluşan çim sahanın sulanması için de milyonlarca metreküp su kullanılması gerekecektir. Bir başka örnek ise, nüfus yoğunluğu nedeniyle büyük sorunlar yaşayan Bodrum ‘da hala yüksek kapasiteli yeni otel projelerinin hayata geçirilmeye çalışılmasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bodrum’un en bakir yerlerinden ve çoğu orman olan Kızılağaç’ta 3.575 yatak kapasiteli 7 otel için yatırımcılara arazi tahsis edileceğini ilan etmiştir. Bırakın orman alanlarının katledilecek olmasını, bu otellere nereden su sağlamayı düşünüyorlar? Yoksa termik santraller gibi oteller de mi su arzında halktan öncelikli olacak! Suya erişimin bu kadar zorlaştığı koşullarda bu uygulamaların hangi akla hizmet ettiğini anlamakta zorluk çekiyoruz.

Sonuç olarak, denizden su elde etmeyi planlamadan önce bölgede hali hazırda suya ihtiyaç duyulan tüm süreçlerin tartışılması, suyun yaşam için vazgeçilmez olduğunun kabul edilmesi, bölgemizde su gereksiniminin doğru hesaplanması ve gerekli önlemlerin alınması öncelikli olmalıdır. 

Demokratik kitle örgütleri; emek, ekoloji, meslek örgütleri ve yöre halkı ile birlikte, suyun ve ekosistemlerin korunması esas alınarak su sorununun çözümü tartışılmalı, çözümler aranmalı ve su sorununun çözüm yolları doğru saptanmalıdır.

Su varlıkları ve deniz ekosistemi ise mutlaka korunmalıdır. 

Kamuoyuna Saygılarımızla

Muğla Su İnisiyatifi


6 Şubat 2024 Salı

Davacıyız; Suyu, yaşam hakkını, hukuku savunuyoruz !

 


Muğla'nın farklı bölgelerinden yurttaşlar, sivil toplum örgütleri olarak 9 Kasım 2023 tarihinde DSİ'ye dilekçeler verdik. Neydi  talebimiz? Muğlalılar su sıkıntısı çekerken insanların, doğanın yaşam hakkı olan su termik santrallere soğutma suyu olarak veriliyor. Bu işte çok büyük bir yanlışlık, adaletsizlik ve vicdansızlık var. DSİ'ye verdiğimiz dilekçelerde bunları dile getirdik ve termik santralleri işleten şirketlerle yapılan su tahsisi protokollerini iptal etmesini istedik. Ancak 465 yurttaşın dilekçelerinin hiçbirine yanıt verilmedi. Bizler de yasal haklarımızı kullanarak bugün taleplerimiz doğrultusunda DSİ'ye İdare Mahkemesinde davamızı açtık, termik santrallere su tahsislerinin iptalini istedik.

Yapılan hukuksuzlukları yeniden hatırlayalım: 2014 yılında termik santraller özelleştirilmeden hemen önce, Geyik Barajında toplanan yıllık 14.5 Milyon m3 suyun 9.5 Milyon m3'ünün Yeniköy TES'e soğutma suyu olarak verilmesine karar veriliyor. 2016 yılında yapılan diğer bir protokolle de Dipsiz kaynağından 650 lt/sn debisinde su Yatağan Termik Enerji A.Ş.’ye tahsis ediliyor. Bu sözleşmelerin imzalanmasının hemen sonrasında termik santraller özelleştirilerek yapılan bu protokollerde belirtilen miktarlarda suyun kullanım hakkı da termik santrallerin işletmesini alan şirketlere geçirilmişti. 

Bu iki termik santral, her yıl toplam 33,5 milyon m3 içilebilir kalitede su kullanmaktadır. Yani Bodrum Yarımadasında halk susuzluk çekerken, halkın ihtiyacı olan su miktarının iki katından fazlası bu iki santral tarafından tüketilmektedir. 

Su Tahsisleri Yönetmeliği’ne göre halkın ihtiyaçlarının karşılanması öncelikli olması gerekirken, suyun bu işletmelere tahsis edilmesi yönetmeliğe aykırıdır. Üstelik adı geçen termik santraller hakkında 1996 yılında Aydın İdare Mahkemesi tarafından kapatma kararı verilmiştir.  Kapatma kararı daha sonra Danıştay'da onaylanmış, ancak kararın uygulanmaması üzerine davacıların konuyu AİHM'e taşıması sonucunda, Türkiye mahkemelerinin verdiği kapatma kararının uygulanması gerektiği, 2005 yılında AIHM tarafından da onaylanmıştır. 

Yönetmeliğe aykırı olarak yapılan su tahsisleri, söz konusu işletmelerin yasadışı faaliyet gösterdiği dikkate alındığında, hukusuzluğun boyutu çok daha vahim hale gelmektedir. Bu işletmelerin yirmi sekiz yıldır yasadışı faaliyet sürdürmeleri, üstelik kamu kaynaklarının bu şirketlere aktarılmasının, anayasal hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmadığı ortadadır.  

Ne yazık ki hukukun, anayasanın, yargı kararlarının yok sayılmasının adeta normalleştirilmeye çalışıldığı bir süreçten geçiyoruz. Seçmenlerin iradesi yok sayılarak belediyelere kayyımların atandığı, seçme ve seçilme hakkının yok sayılarak seçilmiş politikacıların, belediye yöneticilerinin hapislerde rehin tutulduğu, Anayasa Mahkemesi,  İdare Mahkemesi, Danıştay kararlarının,  uluslararası sözleşmeler gereği uymak zorunda olduğumuz AIHM kararlarının uygulanmadığı bir ülke haline geldik. Muğlalıların adalet talebi, tüm bu hukuksuzluklardan ayrı değildir. Yaşam hakkı olan suyu savunurken her türlü hukuksuzluğa karşı duruyoruz. 

Yaşamlarımız, yaşam  alanlarımız özgürleşinceye kadar, her türlü meşru ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.  Kamuoyuna saygılarımızla,

Muğla Su İnisiyatifi













31 Ocak 2024 Çarşamba

DSİ'ye imzalar teslim edildi: Termik santrallere su tahsisini iptal et !

Muğla'da 72 örgütün temsilcilerinin ve yurttaşların bir araya gelerek 8 Aralık 2023 tarihinde DSİ'nin önünde yaptıkları basın açıklaması ve DSİ'ye verdikleri dilekçelerle başlayan süreçte bugün yeni bir aşamaya girildi, change.org' ta yürütülen kampanyada toplanan 17.376 imza da DSİ Muğla Şubesine teslim edildi.

Muğlalılar ne istiyorlar?

Muğla'da özellikle geçen yaz Bodrum'da yaşanan su sıkıntısının en önemli nedeni olarak termik santrallere yapılan su tahsisleri gösteriliyor. MUSKİ'nin yaptığı açıklamada, DSİ'nin Yeniköy TSE ve Muğla BŞB ile yaptığı protokole göre her yıl Geyik Barajında toplanan suyun 5 Milyon tonu Bodrum'a içme suyu olarak tahsis edilirken 9.5 Milyon tonu Yeniköy TSE'ye soğutma suyu olarak tahsis ediliyor. Aynı şekilde DSİ'nin yaptığı diğer bir protokolle de Dipsiz yeraltı sularının da Yatağan Termik Santraline tahsis edildiği biliniyor.

Yurttaşlar ve sivil toplum örgütleri, yapılan bu protokollerin DSİ'nin uymak zorunda olduğu  Su Tahsisi Yönetmeliğine aykırı olduğunu söylüyorlar. Yönetmeliğe göre halkın su ihtiyacının karşılanması öncelikli olması gerekirken sanayi şirketlerine su tahsisi yapılamaz. Yurttaşların ve örgütlerin diğer öne sürdükleri hukuksuzluk ise; Muğla'daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri hakkında 1996 yılında verilmiş olan kapatma kararının bulunması. Aydın İdare Mahkemesi tarafından verilen kapatma kararı daha sonra Yargıtay tarafından da onaylanmıştı. Santrallerin  yargı kararlarına rağmn faaliyetlerinin sürdürülmeye devam etmesi üzerine başvurulan AİHM de 2005 yılında verilen kapatma kararını onaylamış ve Türkiye hükümetine kararın uygulanması gerektiğini bildirmişti. Yurttaşlar, yargı kararının uygulanmamasının hukuk devleti ilkeleri bağdaşmadığını, DSİ'nin yargı kararına rağmen hukuksuzca işletilen santrallere su tahsisi yapmasının da hukuksuzluğu çok daha vahim bir boyuta taşıdığını söylüyorlar.

Muğla Çevre Platformu, İkizköy Çevre Komitesi, İklim Adaleti Koalisyonu, Ekoloji Birliği ve Muğla Su İnisiyatifi'nin çağrıcısı oduğu imza kampanyasında; yargı kararının uygulanarak termik santrallerin kapatılması ve santrallere yapılan su tahsislerinin iptali talep ediliyor.  

 Daha önce aynı taleplerle verdikleri dilekçelere yasal süre içerisinde yanıt verilmediği için yurttaşlar ve sivil toplum örgütleri şimdi de DSİ'ye dava açmaya hazırlanıyorlar.

8 Kasım 2023 Çarşamba

Su Yaşamdır, Kömürlü Termik Santral Ölüm!

Sivil Toplum Örgütlerinin Muğla DSİ Önünde Yaptıkları Basın Açıklaması


Yargı kararının uygulanarak Muğla'daki üç termik santralin kapatılmasını talep eden Muğla Adalet Kervanı tamamlandı. Tozlanmış dosyalar arasında 30 yıldan beri beklemeye devam eden mahkeme kararının uygulanması, kömürlü termik santrallerin derhal kapatılması ve Muğlalılara ödettiği ağır bedellerin son bulması için Muğlalılar yollara döküldü, çığlık çığlık adalet talep etti. Kimden talep ettik? Anayasasında hukuk devleti yazan ülkemiz yöneticilerinden. 

Muğla Adalet Kervanı yoldayken Bodrum'a hayat veren baraj sularının bitmesi nedeni ile Bodrum'un susuz kaldığı haberi geldi. İklim krizinin ağır sonuçlarını yaşıyoruz ve su fakiri bir ülke olma yolunda ilerlediğimiz gerçeği ile yüzleşiyoruz. Ancak Muğlalılar çok iyi biliyorlar ki yaşamakta oldukları susuzluk doğal değil. Günlük hayatlarımızı sürdürülmez hale getiren susuzluk, yetkililerin on yıllardır adaleti geciktirmesi sonucu Muğlalılara ödetilen ağır bedellerin sadece bir boyutu. Üstelik su kıtlığı herkesin bildiği sır olarak varlığını sürdürüyordu. Doğal yaşam kaynaklarımızın enerji ve maden şirketleri tarafından hunharca sömürülmesi devam ederse susuzluğun kaçınılmaz olduğu bilim insanları tarafından söylendi durdu. Ne bakanlıklar, ne valiler, ne halkın seçtiği yerel yöneticiler ne de milletvekilleri bu devasa yaşamsal sorunu dert etmediler. Zira onların derdi müştereklerimiz olan bu zenginliklere, yani sömürülen toprağa, suya, yaşam alanlarına 'yerli ve milli servet' diyerek bir avuç sermaye sahibine çitletmekti. 

Yaşanan su krizinin gerçeklerini bugün, bir kez de suyun yönetiminde sorumlu kurumlar olan DSİ ve MUSKİ'nin önünden kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Aslında kendilerinin de gayet iyi bildikleri gerçekleri ortaya koyarken, bu kurumların yetkilerini şirketlerin çıkarlarından yana değil, halktan yana, kamu yararını öne alarak kullanmaya davet ediyoruz. 

Kapatma kararı uygulanmadığı için çalışmasına izin verilen, çevresine ölüm ve zulümden başka bir şey getirmeyen termik santrallere türbinlerini soğutmak üzere içme suyunu kullandırtmasalar, insanların su ihtiyacı karşılanıp bölgede asla su sıkıntısı çekilmeyebilirdi. Termiklere bedava verilen içme suyu, halkın kullanımında “su hayattır” sözünün tam karşılığını bulabilirdi. 

Bodrum’un yıllık su ihtiyacı 44,42 milyon metreküp olarak öngörülmüş, bu ihtiyacın yalnızca 28,14 milyon metreküpü mevcut kaynaklardan DSİ tarafından, MUSKİ Genel Müdürlüğü aracılığıyla sağlanabilmektedir. Dolayısıyla Bodrum yarımadasının su ihtiyacında 16 milyon metreküp hacminde bir açık vardır. Halkın su kullanım ihtiyacı karşılanamazken Yatağan Termik Santrali’nin bir yılda kullandığı soğutma suyunun miktarı 19 milyon metreküptür ve bu su tahsisi Lagina kaynağından temin edilmektedir. Yeniköy Termik Santralinin Kullandığı su miktarı ise 14,5 milyon metreküptür. Santrale tahsis edilen suyun 9,5 milyon m3’ü Geyik Barajı’ndan, geri kalan 5 milyon m3’ü ise Milas Dereköy yeraltı suyu varlıklarından alınmaktadır. Yani iki termik santral, toplam 33,5 milyon m3 içilebilir kalitede su kullanmaktadır. Yani susuzluğa mahkum edilen Bodrum'un ihtiyacı olan su miktarının iki katından fazlasını bu iki santral tüketmektedir. Hem de ne için? Yargının verdiği kapatma kararına rağmen doğaya, insana ölüm saçan termik santraller faaliyetlerine devam etsinler diye! 

Su Tahsisleri Hakkındaki Yönetmeliğin 7. Maddesi suyun kullanımında öncelik sıralaması yapmakta ve halkın içme ve kullanma suyu ihtiyacını birinci, enerji üretimi ve sınai su ihtiyaçlarını ise dördüncü sıraya koymaktadır. Yani yasa açık bir şekilde yurttaşların su ihtiyacının öncelikle karşılanması gerektiğini söylerken DSİ uymak zorunda olduğu kendi yönetmeliğini hiçe saymaktadır.

Aklı, vicdanı olan herkesin isyan ettiği bu gerçekler ortada iken devletin kurumları ne kapatma kararını uygulamayı düşünebilmekte ne de halkın öncelikli su hakkını dert etmektedir. Onlar yeni kuyular açmaktan, denizden tatlı su elde etmek gibi çılgın projelerden söz etmektedirler. Şaşı bakıp şaşırtabileceklerini düşünmektedirler. Ama gerçeklerin üzerini örtmeye güçleri yetmez. Zira termik santrallerin ve onlara kömür sağlayan maden ocaklarının neden olduğu vahşi doğa ve insan sömürüsü gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Bölge halkı ölüm çukurlarının dibinde her gün hasta oluyor, her gün ölüyor, her gün daha fazla susuzluk çekiyor. Devletin kurumları kamu yararını unutmuşlar, hukuku 1 unutmuşlar, sanki tek görevleri kamu kaynaklarını termik santrallerin patronlarına aktarmakmış gibi davranıyorlar. 

Bizler, Bodrumlu, Milaslı, Muğlalı yurttaşlar, sivil toplum örgütleri olarak tüm yetkililere sesleniyoruz: Artık bu akıl tutulmasından, bu hukuksuzluktan vazgeçin! Sizlerin görevi yargı kararlarını uygulamak, yasalara, yönetmeliklere uymak, görevlerinizi yaparken kamu yararını ve adaleti gözetmektir. Derhal yargı kararını uygulayın ve termik santrallerin kapatılmasını sağlayın; onlara kömür sağlamak için verilmiş maden ruhsatlarını, su tahsislerini iptal edin. Termik santraller kapatılırken o santrallerin patronlarına aktarılan kamu kaynaklarını santrallerde ve kömür ocaklarında çalışan emekçilerin sağlıklı koşullarda çalışabilecekleri iş imkanları yaratmak için harcayın. 

Kamuoyuna ve Basına Saygılarımızla,  08.11.2023 

1 2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi 

2 Akdeniz Yeşilleri Derneği 

3 Akyaka Kültür ve Sanat Derneği (AKS) 

4 Akyarlar Siteler Birliği Platformu 

5 BES Muğla Şubesi (Büro Emekçileri Sendikası) 

6 Bodav -Bodrum Eğitim ve Dayanışma Vakfı 

7 Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği 

8 Bodrum Çevre Platformu 

9 Bodrum Filarmoni Derneği 

10 Bodrum Kadın Dayanışma Derneği 

11 Bodrum Kent Konseyi 

12 Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği 

13 Bodrum Savunması 

14 Bodrum Tohum Derneği 

15 Bodrum Yarımadası Kültür ve Çevresini Koruma Derneği 

16 Büyük Menderes İnisiyatifi'ni (BMİ) 

17 CHP Bodrum İlçe Örgütü 

18 Datça Demokrasi Platformu 

19 Datça Kent Konseyi 

20 Datça Turizm ve Çevre Derneği (DAÇEV) 

21 Deştin Çevre Platformu 

22 Dev-Yapı-İş Muğla Temsilciliği 

23 Eğitim-İş Muğla İl Örgütü 

24 Eğitim-Sen Bodrum Temsilciliği 

25 Eğitim-Sen Datça Temsilciliği 

26 EĞİTİMSEN Muğla Şubesi (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) 

27 Emek Benim Kadın Derneği 

28 Emek Partisi Muğla İl Örgütü 

29 Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği 

30 Gökova Akyaka'yı Sevenler Derneği (G.A.S-Der) 

31 Gökova Ekolojik Yaşam Derneği 

32 Güllük Körfezi Koruma Platformu 

33 Gümüşlük Çevre ve Sanat Derneği 

34 Gümüşlük Forum 

35 Hacıbektaşi Veli Anadolu Ķültür Vakfı Datça Cemevi 

36 HDK Muğla İl Meclisi 

37 DEM Parti Muğla İl ve İlçe Örgütleri 

 38 İkizköy Çevre Komitesi 

39 Karya Kadın Derneği 

40 KESK Muğla Şubeler Platformu 

41 Mandalya Çevre Platformu 

42 Marmaris Ekolojik Mücadele Komitesi 

43 Marmaris Ekolojik Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 

44 Marmaris Filarmoni Derneği 

45 Marmaris Kent Konseyi 

46 Menteşe Kent Konseyi 

47 Milas 78'liler 

48 Milas Kent Konseyi 

49 Milas Yurttaş İnisiyatifi 

50 Muğla Barosu 

51 Muğla Çevre Platformu 

52 Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği 

53 Muğla Tabip Odası 

54 Muğla’da Alternatif Yaşam Atölyeleri-MAYA 

55 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Muğla Şubesi 

56 Sandras'ı Koruma Platformu 

57 SES Muğla Şubesi (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) 

58 Slow Food Gökova Birliği 

59 Slow Food Yaveş Gari Bodrum 

60 Sol Parti Bodrum İlçe Örgütü 

61 Sol Parti Datça İlçe Örgütü 

62 Sol Parti Milas İlçe Örgütü 

63 Sol Parti Muğla İl Örgütü 

64 Şezlongsuz Datça İnisiyatifi 

65 TARIM ORKAM SEN Muğla Şubesi (Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası) 

66 TİP Muğla İl Örgütü 

67 TÜM BEL SEN Muğla Şubesi (Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası) 68 Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) 

69 Türkiye Ormancılar Derneği Muğla Şubesi 

70 Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı (TÜLOV) Bodrum Temsilciliği 

71 Yeşil Sol Parti Muğla İl Örgütü

BARGİLYA SULAK ALANI’NA DOLGU YAPILAMAZ! DOĞA TAHRİBATINA DERHAL SON VERİLSİN

  Kamuoyuna ve ilgili tüm kurumlara çağrımızdır: Bargilya Sulak Alanı’ndaki dolgu faaliyetleri derhal durdurulmalıdır! Muğla’nın Milas ilçes...