29 Mayıs 2024 Çarşamba

Su Yaşam Kaynağımızdır, Ticarileştirilemez!

Bugün Köyceğizliler ve Muğlalılar olarak burada Muğla Valiliği'nin hukuku hiçe sayarak Köyceğiz'in yeraltı sularını metalaştırma girişimini protesto etmek üzere biraraya geldik. Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) Yayla Mahallesinde Yeraltı Sularının İçme Suyu Olarak Satışına  Yönelik 3 Yıl Süre ile Kiraya Verilmesi için ihale açtığını ilan etti. İhale 30 Mayıs 2024 tarihinde, yani yarın  yapılacak.

Aynı ihale, yerel seçim öncesinde de gündeme getirilmiş ve  Muğla Su İnisiyatifi olarak yaptığımız basın açıklaması sonrasında iptal edilmişti. Basın açıklamamızda yeraltı sularını özelleştirme girişiminin YİKOB'un  görevi ve yetkisi olmadığını, yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ve  iptalini talep etmiştik. İhalenin bugün yeniden gündeme getirilmesinden aslında iptal edilmediğini, sadece ortak yaşam kaynaklarının özelleştirme girişimine karşı halkın tepkisinin seçim sürecinde iktidar partisine yaramayacağı endişesie ile seçim sonrasına ertelendiği anlıyoruz.

Bir kez daha Muğla Valiliğini uyarmak ve kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz: Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının görev ve yetkileri arasında yeraltı sularının kiraya verilmesi yer almamaktadır. YİKOB'un görevi ve yetkisi olmadan su varlıklarının özelleştirilmesi için ihale açması yönetmeliğe aykırı ve suç niteliğindedir.

Muğla Su İnisiyatifi olarak yaşam hakkı olan suyun ticarileştirilemeyeceğini, Türkiye'nin taraf  olduğu uluslararası sözleşmelere, Anayasaya ve yasalara aykırı bu ihalenin yapılamayacağını  söylüyoruz ve Muğla Valiliğini suç niteliğindeki bu ihaledeki ısrarından vazgeçmeye davet ediyoruz. Suyun her türlü özelleştirme girişimine  karşı  yasal ve meşru haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele edeceğimizi kamuoyuna duyururuz. 

Bu vesile ile bölgemizin sularının özelleştirilmesii için başka bir girişime daha dikkat çekmek istiyoruz. Yarın Akköprü Barajının özelleştirilmesi için açılan ihalede teklif toplamak için son gün. Bölgemizde çiftçilikle geçinen halkın yararı için,  tarım alanlarının sulanması amacı ile yapılan Akköprü Barajı, sulama sistemi tamamlanmadan satışa çıkarılmıştır. Baraj özelleştirildiğinde bölge halkına sulama suyu parayla mı satılacaktır? Yoksa tarımsal sulamadan vaz geçilip baraj suyunun başka amaçlarla kullanılmak üzere mi satılması mı planlanmaktadır? Muğla Su İnisiyatifi olarak kamu yararı olmayan bu ihalenin de iptal edilmesini, sulama sisteminin yapımının biran önce bitirilerek barajın yapılış amacına uygun olarak  tarımsal alanların sulanmasında kullanılmasına geçilmesini talep ediyoruz.

Saygılarımızla,

Muğla Su İnisiyatifi


















22 Mayıs 2024 Çarşamba

Hukuksuzlukta Israr Etmeyin, Köyceğiz Yeraltı Suları İhalesinden Vazgeçin !

Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) 30.05.2024 tarihinde Köyceğiz İlçesi Yayla Mahallesinde Yeraltı Sularının İçme Suyu Olarak Satışına  Yönelik 3 Yıl Süre ile Kiraya Verilmesi için bir kez daha ihale açtığını ilan etti.

Aynı ihale, yerel seçim öncesinde de gündeme getirilmiş ve  Muğla Su İnisiyatifi olarak yaptığımız basın açıklaması sonrasında iptal edilmişti. Basın açıklamamızda yeraltı sularını özelleştirme girişiminin YİKOB'un  görevi ve yetkisi olmadığını, yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ve  iptalini talep etmiştik. İhalenin bugün yeniden gündeme getirilmesinden aslında iptal edilmediğini, sadece ortak yaşam kaynaklarının özelleştirme girişimine karşı halkın tepkisinin seçim sürecinde iktidar partisine yaramayacağı endişesi ile seçim sonrasına ertelendiğini anlıyoruz.

Bir kez daha Muğla Valiliğini uyarmak ve kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz: Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının görev ve yetkileri, çalışma usul ve esaslarını belirleyen yönetmeliğinin 5. Maddesinde tanımlanmıştır. Bu görev ve yetkiler arasında yeraltı sularının kiraya verilmesi yetkisi yer almamaktadır. Muğla YİKOB'un görevi ve yetkisi olmadan su varlıklarının özelleştirilmesi için ihale açması yönetmeliğe aykırı ve suç niteliğindedir.

Muğla Su İnisiyatifi olarak yaşam hakkı olan suyun ticarileştirilemeyeceğini, Türkiye'nin taraf  olduğu uluslararası sözleşmelere, Anayasaya ve yasalara aykırı bu ihalenin yapılamayacağını  söylüyoruz ve Muğla Valiliği'ni suç niteliğindeki bu ihaledeki ısrarından vaz geçmeye davet ediyoruz. Suyun her türlü özelleştirme girişimine  karşı  yasal ve meşru haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele edeceğimizi kamuoyuna duyururuz. 

Saygılarımızla,

Muğla Su İnisiyatifi


15 Mayıs 2024 Çarşamba

Desalinasyon projeleri çözüm değildir, Çare adaletsiz su yönetimine son vermektir

Tüm dünyada iklim değişikliğinin etkisiyle hava sıcaklıkları artmakta ve kuraklık önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Muğla ilinde de özellikle Bodrum ilçemizde yaz aylarında susuzluk büyük boyutlara ulaşmaya başlamıştır. Son zamanlarda susuzluğa çözüm olarak deniz suyundan desalinasyon ile içme suyu elde edilmesine yönelik planlamalar yapıldığı açıklanmaktadır. Muğla Su İnisiyatifi olarak bu yaklaşımı doğru bulmuyor, ekolojik dengeyi bozan faaliyetler sonucu yaşadığımız bu sorunu yine ekolojik dengeyi bozacak, deniz kirliliğine, deniz canlılarının yok olmasına yol açacak bir yöntemle çözmeye çalışmanın daha fazla sorunlara yol açacağını düşünüyoruz.

Desalinasyon yöntemi dünyada özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail gibi suya erişim sorunu yaşayan, ekonomik düzeyi yüksek ülkelerde kullanılmaktadır. Ancak hem çok pahalı, hem çok enerji ihtiyacı doğuran, hem de deniz ekosistemine zararlı bir yöntemdir. Tuzdan arındırma çok fazla enerji gerektirir. Desalinasyon yönteminde; reverse ozmos (ters tuz basıncı) uygulanarak membran sistemi ile tuzlu suyun içindeki tuz alınmaktadır. Sistem maliyeti enerji maliyetine, membran teknolojisine bağlı kalmaya devam ettiği sürece, bu teknolojiler kendilerine en çok ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkeler için uygun yöntemler olamaz. Sonuç olarak halkın içme suyuna erişimi de daha pahalı olacaktır. 

Tuzdan arındırmanın enerji yoğunluğu yanında geride bıraktığı tuz yoğun akışkan da ayrı bir sorundur. Bu teknikle arındırılan su alınan suyun en fazla %60 ı kadardır, Denizden büyük miktarlarda su alarak ters ozmos ve ultra filtrasyon yöntemleri ile birlikte tuzsuzlaştırma işlemi hem denizden su alırken, hem de denize tuzla yoğunlaşmış konsantre akışkanı deşarj ederken deniz ekosistemindeki varlıklar için geri dönüşsüz zararlar verecektir. Deşarj edilecek olan tuz yoğun akışkan toksik etkisini hızla göstererek deniz yaşamında biyo-çeşitliliği olumsuz etkileyecek, balık popülasyonu hızla azalacak, deniz giderek kirlenecek, çölleşecek, çeşitli canlı türlerinin yaşaması daha da imkansızlaşacaktır. Sonuçları itibarı ile desalinasyon tesisleri, 1976 Barselona Sözleşmesi gibi Akdeniz’in korunması amaçlı birçok uluslararası sözleşmeye de aykırıdır. Desalinasyon projelerini iptal eden mahkeme kararları ve bilirkişi raporları da bu yöndedir. En son Datça ve Bozburun’da yapılması planlanan desalinasyon tesislerinin ÇED gerekli değildir kararı da bilirkişi raporlarına dayanılarak iptal edilmiştir. 

Yine son zamanlarda suyu daha az tuzlu olduğu için desalinasyonun daha az maliyetli olacağı söylenerek gündeme getirilen Ekinanbarı suyu için de aynı endişeleri taşıdığımızı bildirmek isteriz. Bu projenin Geyik Barajı’nın kamulaştırılmasından 4 kat daha fazla maliyetli olacağı MUSKİ tarafından da açıklanmıştır.

Su sıkıntısı yaşanan yerlerde, bu teknolojiyi uygulamayı düşünmeden önce atılması gereken birçok adım vardır: Öncelikle yaşam için vazgeçilmez olan suyun kirletilmesinin ve gereksiz sarfiyatının önüne geçilmesi şarttır. Denize atılan atık suyun yeniden kazanılması, suyun doğru ve ihtiyatlı kullanımı, su tüketimini teşvik eden yapılaşma faaliyetlerinin sonlandırılması, tarımda aşırı su kullanımının önlenmesi, şebekedeki kayıp ve kaçakların azaltılması, yağmur hasadı işlemlerinin planlı ve etkin uygulanması, bölgede her gün neredeyse bir milyon insanın ihtiyacı kadar su kullanan –Muğla’nın nüfusu bir milyon civarındadır- ancak enerji üretimine katkısı sadece %2 olan, ömrünü çoktan doldurmuş 40 yıllık termik santrallerin kapatılması gibi önlemlerin öncelikle hayata geçirilmesi gereklidir. Oysa ki Muğla’da tam tersi uygulamalar yapılmaktadır. Dalaman’daki Hilton Otel’in Golf Tesisi Projesi bunllardan biridir. Yüzlerce ağacın kesileceği proje sonucunda oluşan çim sahanın sulanması için de milyonlarca metreküp su kullanılması gerekecektir. Bir başka örnek ise, nüfus yoğunluğu nedeniyle büyük sorunlar yaşayan Bodrum ‘da hala yüksek kapasiteli yeni otel projelerinin hayata geçirilmeye çalışılmasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bodrum’un en bakir yerlerinden ve çoğu orman olan Kızılağaç’ta 3.575 yatak kapasiteli 7 otel için yatırımcılara arazi tahsis edileceğini ilan etmiştir. Bırakın orman alanlarının katledilecek olmasını, bu otellere nereden su sağlamayı düşünüyorlar? Yoksa termik santraller gibi oteller de mi su arzında halktan öncelikli olacak! Suya erişimin bu kadar zorlaştığı koşullarda bu uygulamaların hangi akla hizmet ettiğini anlamakta zorluk çekiyoruz.

Sonuç olarak, denizden su elde etmeyi planlamadan önce bölgede hali hazırda suya ihtiyaç duyulan tüm süreçlerin tartışılması, suyun yaşam için vazgeçilmez olduğunun kabul edilmesi, bölgemizde su gereksiniminin doğru hesaplanması ve gerekli önlemlerin alınması öncelikli olmalıdır. 

Demokratik kitle örgütleri; emek, ekoloji, meslek örgütleri ve yöre halkı ile birlikte, suyun ve ekosistemlerin korunması esas alınarak su sorununun çözümü tartışılmalı, çözümler aranmalı ve su sorununun çözüm yolları doğru saptanmalıdır.

Su varlıkları ve deniz ekosistemi ise mutlaka korunmalıdır. 

Kamuoyuna Saygılarımızla

Muğla Su İnisiyatifi


3 Nisan 2024 Çarşamba

Halkın İradesi Gasp Edilemez!

 


Yerel seçim sonrasında Van halkının çok büyük desteği ile seçilen Belediye Başkanı Sayın Abdullah Zeydan'ın yetkisinin Adalet Bakanlığı'nın itirazı ile elinden alınması seçilme ve seçme hakkının gsap edilmesi, halkın iradesinin tanınmamasıdır. Demokrasinin gereği olarak yapılan yerel seçimin sonucunun yok sayılması,  kayyım atamaları ile bir çok kez örneğini yaşadığımız despotik devlet yönetimi anlayışının devamıdır.

Yerel demokrasi mücadelesi yaşam alanlarını koruma mücadelesinden ayrı düşünülemez. Muğla Su İnisiyatifi olarak söz konusu irade gaspını aynı zamanda Van halkının yaşam alanlarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz ve şiddetle protesto ediyoruz. YSK'yı Sayın Abdullah Zeydan'ın halktan aldığı yetkisini derhal iade etmeye ve  Van halkının iradesine saygı göstermeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna Saygılarımızla

Muğla Su İnisiyatifi


19 Şubat 2024 Pazartesi

İliç Katliamının Sorumlularından Hesap Soruyoruz!

Geçen hafta yaşanan İliç Altın Madeni faciası sonrasında Muğla Su İnisiyatifi'nin çağrısı üzerine bugün Muğla'nın farklı ilçelerinden gelen yurttaşlar Muğla'ya Adliyesi'nde buluşarak felaketin sorumluları hakkında birlikte suç duyurusunda bulundular. 

Muğla Adliyesi önünde yapılan basın açıklaması Muğla Su İnisiyatifi Eş Sözcüsü Serdar Denktaş tarafından  okundu. Bu felakete yol verenlerin ağır bir insanlık ve ekokırım suçu işlediği ifade edilerek ülke genelinde yurttaşların buna sessiz  kalmamaları ve bulundukları bölgelerdeki savcılıklara suç duyurusunda bulunmaları çağrısı yapıldı. Açıklamanın okunmasının ardından yurttaşlar savcılığa suç duyurusu dilekçelerini verdiler. 

Basın açıklamasının metni aşağıdadır:

İliç Katliamının Sorumlularından Hesap Soruyoruz!

Erzincan, İliç,  Çöpler altın madeninde yaşanan facia ile hem bir iş cinayeti hem de ekokırım suçu işlenmiştir. Sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.

Başta İliç köylüleri olmak üzere çevre örgütlerinin, bilim insanlarının ve hukukçuların tüm girişim, uyarı ve raporlarına rağmen  aşırı para kazanma hırsı ile bu suçlar işlenmiştir.  Doğanın ve insanların yaşamını yok etmeyi göze alanlar,  resmi rakamlara göre dokuz,  ama gerçek sayılarını bilemediğimiz sayıda insanın atık yığınları altında kalmasına sebep olmuştur. 

Yaşanan vahim olayın yok ettiği yaşamların yanında, Fırat’a ve yeraltı sularına, ekolojik varlıklara verdiği zarar da ortadadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın felaket yaşandıktan sonra aldığı lisans ve çevre izni iptali kararı da işlenen suçun artık üstünün örtülemediğini ve sorumlu kurumun da kendisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ancak yapılan tüm uyarıları dikkate almayıp faaliyete izin vererek insanların ve doğanın katledilmesinden sonra verilen  bu karar işlenen suçun üstünü örtemez, hafifletemez.

İliç'te yaşan bu felaketin önde gelen sorumluları, doğayı rant alanı olarak gören anlayışla hareket eden ve gözü kapalı 'ÇED Gerekli Değil' kararları veren devlet görevlileridir. Bu kez insan yaşamına da mal olan bu çok büyük doğa katliamının benzerleri ülke genelinde birçok yerde yaşanmaktadır. En yakın örnekler yüzölçümünün yüzde 65'i için maden ruhsatı verilen kendi bölgemiz Muğla'da yaşanmaktadır.  Ormanları, kıyıları, sulak alanları, zeytinlikleri, tarım alanlarını, köylülerin yaşam alanlarını yok etmesi pahasına verilen maden,  enerji, beton, turizm işletme ruhsatları ile her yanımız adeta yangın yerine dönüştürümektedir. Akbelen'e, Milas'a, Deştin'e, Gökova'ya, Ula'ya, Marmaris'e, Datça'ya, Bodrum'a, Fethiye'ye, Köyceğiz'e, Dalaman'a, Ortaca'ya, Yatağan'a baktığımızda her yerde aynı talancı, ekokırım suç makinesinin işlediğini görmekteyiz.

İliç katliamının sorumluları derhal görevden el çektirilmeli ve soruşturmalar hızla yürütülerek sorumlular cezalandırılmalıdır. Anagold'un çevre izninin ve lisansının iptali yeterli değildir, MAPEG tarafından ruhsatının da iptal edilmesi gerekir. Suçluluk bilinci ile TBMM'den geri çekilen, bu  felaketlerin katlanarak artmasına yol açacak olan Maden Kanunu değişikliği tasarısı tamamen iptal edilmelidir. Doğayı ve emeği sömürerek ekolojik ve insani yıkım getiren kalkınma politikaları derhal terk edilmeli;  tüm madencilik, enerji, orman, sanayi, ulaşım ve turizm sektörleri doğayla uyumlu  hale getirilmelidir.

Basına ve Kamuoyuna saygıyla duyururuz,

Muğla Su İnisiyatifi



16 Şubat 2024 Cuma

İliç Katliamının Sorumlularından Hesap Soruyoruz!


İliç katliamının hesabını sormak üzere Muğla Su İnisiyatifi olarak 19. Şubat 2024  Pazartesi günü saat 13:00'de yapacağımız toplu suç duyurusu ve basın açıklamasına tüm Muğlalıları katılmaya davet ediyoruz. Suç duyurusu dilekçe örneği MSİ gönüllülerinden temin edilebilir.

Toplu suç duyurusuna katılamayanlar aşağıdaki dilekçe örneğini kullanarak bulundukları ilçedeki Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunabilirler.

İLİÇ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

Gönderilmek Üzere

…………………… CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA


SUÇ DUYURUSUNDA 

BULUNAN : …………………………………… TCKN: ……………………..

SÜPHELİLER : 1- Murat Kurum, ÇED Olumlu kararının verildiği zamanki 

     Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı

  2- Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Yetkilileri

                                                  3- Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş yetkilileri

SUÇ      : Kasden Öldürme ve Görevin Kötüye Kullanılması

AÇIKLAMALAR :

Başsavcılığınız görev alanı içinde, 12.02.2024 tarihinde İliç’te Çöpler altın madeninde meydana gelen iş cinayeti yüzünden sayısı henüz tam olarak bilinmeyen çok sayıda işçi ölmüştür. Bunun yanında, siyanürlü atığın Fırat Nehri’ne karışarak nehrin geçtiği bölgedeki ve sınır aşan suların kirlenmesi dolayısıyla uluslararası bir krize yol açması muhtemeldir. 

Söz konusu göçük konusunda suçun işlenmesinde söz konusu olan ÇED olumlu kararlarından çok önce çeşitli meslek kuruluşları bilimsel gerekçelere dayanarak madenin kapatılması gerektiğini belirtmişlerdir. 

Söz konusu madenin siyanürlü liç havuzundaki sızıntı nedeniyle 2022 yılında tesisin çalışmaları durdurulmuş, uygulanan para cezasından sonra tekrar çalışmaya başlayan maden işletmesinin ruhsat alanının genişletilmesi isteğiyle işletmeci Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A. Ş. tarafından yapılan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvuru süreci sonunda  ÇED olumlu kararı verilmiştir. 

Çeşitli meslek odaları ve ekoloji örgütlerinin uyarılarına rağmen ÇED olumlu kararı verilirken madende göçük meydana geleceği, madende çalışan işçilerin ölebileceği sanıklar tarafından   bilinmektedir.  Bu bilgiye rağmen ÇED olumlu kararı verilmesi kasden öldürme suçunu oluşturmaktadır.

ÇED olumlu kararı verilmesi kamu görevinin kötüye kullanılması suçunu oluşturmaktadır. Kasden adam öldürme suçu ile görevin kötüye kullanılması suçu birlikte işlenmiştir.  Her iki suçun oluşumunun unsuru olan bilme ve istemenin her ikisi birden sanıklar açısından gerçekleşmiş bulunmaktadır. Dönemin ÇŞID Bakanı ve ÇED  İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü yetkilileri  ÇED olumlu kararını vererek, hem kasten öldürme suçunun, hem görevi kötüye kullanma suçunun işlenmesi kasdıyla hareket etmişlerdir.

Uzmanların  uyarılarını   dikkate almayarak vahşi madencilik faaliyetine devam eden, insanların ve felaketin yaşandığı bölgede diğer canlıların ölmesine, ekolojik  yıkım boyutunda  çevresel felakete yol açtıkları için Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş yetkilileri de ÇED Raporundaki taahhütlerini yerine getirmeyerek kasten öldürme suçu işlemişlerdir.

Sanıkların eylemleri kasden öldürme suçunun nitelikli halleri tanımlanan TCK’nun 82. maddesinin c) ve g) bentlerindeki “Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle” ve “Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,” hallerin gerçekleştiği anlamına gelmektedir.

Bu nedenle sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması gerekmektedir.

SONUÇ VE TALEP : Yukarıda belirtilen nedenlerle, sanıkların cezalandırılmaları için gereken soruşturma yapılarak haklarında kamu davası açılmasını; kovuşturma sonucunda cezalandırılmalarının talep edilmesini yurttaş olarak talep ederim. 

Adres : ……………………………………….. Suç Duyurusunda Bulunan

     ………………………………………. …………………………...

Tel   :  ………………………………………

7 Şubat 2024 Çarşamba

Muğla Su İnisiyatifi'nin protestosu sonuç verdi; Köyceğiz yeraltı sularının ihalesi iptal edildi!

Fotoğraf: Gündem Fethiye

Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından yarın açılacağı ilan edilen Köyceğiz İlçesi Yayla Mahallesinde Yeraltı Sularının İçme Suyu Olarak Satışına  Yönelik 3 Yıl Süre ile Kiraya Verilmesi ihalesi bir gün kala Valilik tarafından iptal edildi.

Bugün Muğla Su İnisiyatifi tarafından öğlen saatlerinde bir basın açıklaması ile açılmak istenen ihalenin YİKOB'un yetkisinde olmadığı, yönetmeliğe aykırı ve suç niteliğinde olduğu kamuoyu ile paylaşılmıştı. Medyada ve sosyal medyada geniş şekilde yer alan basın açıklaması sonrasında akşama doğru  Muğla Valiliği'nin web sitesinde ihalenin iptal edildiği duyuruldu.

Muğla Su İnisiyatifi gönüllüleri, bu gelişme ile ilgili olarak yanlıştan dönülmesinin sevindirici olduğunu, Muğla'nın sularının ticarileştirilmesine izin vermeyeceklerini söylediler.



BARGİLYA SULAK ALANI’NA DOLGU YAPILAMAZ! DOĞA TAHRİBATINA DERHAL SON VERİLSİN

  Kamuoyuna ve ilgili tüm kurumlara çağrımızdır: Bargilya Sulak Alanı’ndaki dolgu faaliyetleri derhal durdurulmalıdır! Muğla’nın Milas ilçes...